Seçkin Selvi – Milliyet Sanat – Arzuların Karanlığına Yolculuk

“Kürklü Venüs”, Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch’un “Kabil’in Mirası” diye adlandırmayı düşündüğü bir dizi yapıtın “Aşk”ı konu edinen ilk kitabıdır. Yazarın 1870’de yayınlanan bu kitabı, önce Anna von Kottwitz’le, daha sonra da bir “kölelik sözleşmesi” imzalayıp, köle ve uşak olarak İtalya gezisinde eşlik ettiği Fanny von Pistor ile olan mazoşist ilişkilerinde yaşadıklarından esinlenerek yazdığı söylenir. Birkaç kez beyaz perdeye aktarılan roman, 2004’te Steve Tanner, 2010 yılında da David Ives tarafından sahneye uyarlandı.

Kitaba göre, doğanın yarattığı özellikleri sürdüren kadın, içinde bulunduğu süreçte kendisini eğitme durumundaki erkeğin doğal düşmanıdır. Kadın, o erkeğin ya kölesi ya da zorba efendisi olabilir, ama asla eşit koşullardaki yoldaşı olamaz. Bu yaklaşım, aşkı da insanın tutkularından, özellikle de egemenlik hırslarından bağımsız bir ruh hali olarak yorumlar. Oysa kadınla erkeğin eşit koşullarda bir aşk ilişkisi yaşamaları, ancak kadının da erkeğe tanınan haklara ve eğitim olanağına sahip olmasıyla gerçekleşebilir.

Geçtiğimiz tiyatro sezonlarında başarılı çalışmalarıyla adını duyuran Yolcu Tiyatro, şimdi David Ives’ın uyarladığı “Kürklü Venüs” ile sahnede. Bu sezon “Kürklü Venüs”ün sahnelerdeki ikinci yılı ve ben ancak yeni izleyebildiğim için, oyunla ilgili izlenimlerimi şimdi yazabiliyorum.

David Ives, kitabı aynen sahneye aktarmak yerine konuyu bir oyun içinde oyun yapısında oyunlaştırmış. Karşımızda romandaki Severin yerine oyun yazarı ve yönetmeni Thomas Kovachek var; oyun bu yazar-yönetmenin “Kürklü Venüs” romanını sahneye uyarladığı bir kurgu içinde gelişiyor.

Novachek, oyundaki Vanda Dunayev rolü için aradığı kadın oyuncuyu bulamamıştır. Seçmelere gelen kadınların mahalle kızı ağzıyla konuşmaları, bir takım sözcükleri telaffuz bile edemeyişleri yönetmeni sinirlendirmiş ve aradığı oyuncuyu bulamadığı için oyunu sahnelemekten umudunu kaybetmesine neden olmuştur. Seçmeler bittikten sonra Novachek o moral bozukluğu içinde nişanlısıyla buluşmaya hazırlanırken Vanda Jordan adında esrarengiz bir oyuncu adayı gelir. Novachek başlangıçta kadını bir an önce başından savmaya niyetlidir. Onun da diğerleri gibi beceriksiz olduğu düşüncesi ya da ön yargısıyla kadını küçümser, hatta alay eder. Ne var ki kadın normal konuşmasında seçmelere gelen kadınlardan farksız olsa da,  ezbere bildiği Kürklü Venüs’ten ve Vanda’dan söz etmeye başlayınca usta oyuncu diksiyonu ve davranışları ortaya çıkar. Bu durum Kovachek’i şaşırtır ve kadının oyunu birlikte okumaları önerisini kabul etmesine yol açar. Böylece Vanda Jordan, Vanda Dunayev’in repliklerini okurken, Kovachek de Severin’in rolünü üstlenir. Oyunun okunması ilerledikçe roller gerçeğe dönüşür ve binlerce yıllık kadın-erkek ilişkisi üzerinden toplumsal cinsiyet meselesine, bireyin arzularının karanlık taraflarına ve insan doğasının sınırlarına doğru irdeleyici bir yolculuk başlar.

Yönetmen Ersin Umut Güler, akılcı yorumuyla oyunun başarısını garantiliyor. Rejisindeki başarıyı Kovachek rolünde de gösteren Güler ve karakter geçişlerindeki inandırıcı oyunculuğuyla sivrilen Pervin Bağdat topluluğun olumlu çalışmalarından bir yenisine imzalarını atıyorlar. Şafak Özen’in akıcı dille çevirdiği oyun, Cem Yılmazer’in tasarladığı, dönemin ve oyunun atmosferini başarıyla aktaran dekor ve ışıkta oynanıyor. Özlem Kaya’nın dönemi yansıtan doğru seçilmiş kostümlerinin yanı sıra Vanda’nın omuzlarına kürk yerine kırmızı şal atan tasarımı da oyuna renk ve sıcaklık katıyor. Oyunun özündeki gerilime fırtına efektleriyle ve müziğiyle katkıda bulunan Tufan Dağtekin de oyunun başarısında önemli rol oynuyor.

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir